6.3.10

Mar Adentro (İçimdeki Deniz)



a evet. iyi hatırlıyorum temmuz ayında bu film elime geçmişti; ancak lehçe dublajlı versiyonu olduğu için anında geri dönüşüm kutusunu boylamıştı. bu mudur? e yani, adamlar yapmış!

ramon adında çakı gibi bir delikanlı var, 20'li yaşlarında. gemici. dünyada gezmediği memleket kalmamış. fakat bir gün nasıl oluyorsa oluyor, yüksek bir yerden denize atlıyor; suyun sığlığını fark edemiyor ve. sadece boynunu hareket ettirmesine izin veren bir felç iniyor vücuduna.

30 sene bu şekilde, adına yaşamak denirse, kardeşi, vefakar yengesi, yeğeni ve babası ile birlikte barcelona'da bir köy evinde yaşıyor. 30 senenin ardından, çevresinden her ne kadar ''hayata mal olan özgürlük özgürlük değildir'' gibi bir yaklaşımla karşılaşsa da o ''özgürlüğe mal olan hayat hayat değildir'' biçiminde düşüncesinden vazgeçmiyor. ne ona hayat aşılamak için çevresinde fır dönen işçi kadın rosa ne de ''ötenazi'' konusunda onun hukuki işlerini halletmeye çalışan galiçyalı julia'nın aşkı...



her ne kadar ölüm, ötenazi, çaresizlik gibi konular üzerinde duruluyorsa da en az o kadar aşk, özgürlük duygularına değinilen film, ötenazi ile ilgili tüm tezleri ve anti-tezleri birlikte sunuyor ki yönetmen bu konuda tarafsızlığını göstermek istemiş olabilir.

unutamayacağım anlardan ilk aklıma gelen ise ramon'un birden sağlığına kavuştuğunu hayal edip pencereden atlayarak dağlar, ormanlar, nehirler, vadiler aşarak denize; içindeki denize ulaştığı sahne... ya da ramon'un ambulans binerken abisinin taşların üzerine oturup ona ''hoşça kal'' bile... aaahhhhh. ya ben... neyse.

ters bir zamanda izlenince insanı darmaduman edebilecek bir filmken gecenin ilerleyen saatlerinde izlemiş olan şahsımı yer yer uyuklattı. (bu tekrar izlemek için çoook iyi bir sebep!) ispanya'nın oscar'ı goya'da aday olduğu 15 ödülden 14'ünü almış, ispanya'ya en iyi yabancı film dalında oscar getirmiş. sadeliği ile baymayan-boğmayan, söylemek istediği şeylerin dışına taşmayan çoook buruk bir film mar adentro; içimdeki deniz. (unutmadan geçemeyeceğim, aynı zamanda yerel bir radyo kanalında dj'lik de yapan rosa'nın ramon'a ithaf ettiği, negra sombra (kara gölge) isimli parça ise altın vuruş niteliğinde)

p.s. tanrım lütfen ispanyolca ya da portekizce konuşulan memleketlerde yaşayan kullarına daha nice nice acılar yaşat. keratalar hüznü anlatmayı iyi beceriyorlar.

~~~
- nasıl bu kadar çok gülümsüyorsun ramon?
+ kaçıp gidemiyorsan ve kesin bir biçimde başkalarına bağımlıysan gülerek ağlamayı öğreniyorsun.
~~~

Hiç yorum yok: