manisa'dan bi arkadaş, gogul'dan şekildeki ibareyi ararken misafirim olmuş. evde yoktuk be birader. adam gelmeden bi arar, beleş esemes'in de mi yok, çaldır kapat, ödemeli ara. bi şeyler yap!
25.6.11
kestane
manisa'dan bi arkadaş, gogul'dan şekildeki ibareyi ararken misafirim olmuş. evde yoktuk be birader. adam gelmeden bi arar, beleş esemes'in de mi yok, çaldır kapat, ödemeli ara. bi şeyler yap!
22.6.11
12.6.11
rahatı kaçan ağaç
22.5.11
tırmıkçı

şükrü tırmıkçı...
kendisiyle meclis parkında karşılaştık bugün. tıpkı aşağıdaki ''nuri kaymaz'' abimiz gibi şükrü abi de çok sıcak bir insan. gene bi sike yaramayacak onlarca fotoğraf çekmenin vermiş olduğu huzursuzluklar içinde gördüm eski vücut geliştirme bilmemne rekortmenlerinden şükrü tırmıkçı'yı. baya bi saydı, ben fotoğraf çekerken. meclis parkının yapımında çalışmış işte küçükken, bundan 25 sene evvel filan. mhp'nin son hallerinden hoşnut değilmiş; ama eli mecburen üç hilale gidecekmiş seçimde.
esas konu şu. ben bu abiyi ilk gördüğümde ''aha lan vizontele'deki çıkıkçı geliyo'' dedim içimden. gözlükleri görünce o yorumu getirdim. neyse akşam eve geldiğimde kanallar arasında zap yaparken tnt'de vizontele'yi gördüm. (kusura bakmayın bunu yapmak zorundayım) kjfhjdkfhgjkdfhkjdhjkdjkhfkfdjhgkdjfhgjkdfhgjkdfhgldjfdsgjhfkjhgfkj tam da çıkıkçının olduğu sahneyi gösteriyordu filmde.
20.5.11
hatasız kul olmaz

cebeci, kolej, kurtuluş, ziya gökalp caddesi civarına yolu düşenler bu adamı muhakkak görmüşlerdir. ben de çok kereler görüyordum nalet olası o semte yolumun düştüğü zamanlarda. neyse bugün bi vesileyle yine yolum o taraflara düştü, X arkadaşımla başka bir şey dilesek gerçekleşecekmiş demek. bir de baktık, karşıdan kasıla kasıla biri geliyor. ben hemen ''üstad bi foto çekinebilir miyiz'' dedim. o da dünden razı zaten. gönül insanı derler ya, öyle mülayim, öyle naif bi abimiz. ismi nuri kaymaz'mış. birtakım öğrenciler, kısa filmlerinde oynatmak için teklifte bulunmuşlar babaya; ama bi daha ses çıkmamış o işten.
nuri abi, güzel bir abimiz.
yalnız nasıl olmuş da milletvekilliğine adaylık türünden bi atraksiyona girmemiş, merak ediyorum.
18.5.11
reyiz
9.5.11
explosions in the sky

ben bu oğlanları çok seviyorum ya. valla, baya seviyorum. kız olsam hepsine ksldjfklsdjflkdsjf. konser tarzı organizasyonlarda hiç yüzüm yoktur benim. yani bizim iki sokak ötede çok ''breh breh'' bi isim konser verse (teoman, feridun düzağaç, lady gaga, u2 falan filan. anlaşılmıştır umarım demek istediğim) dışarı çıkıp da ''neler oluyor burada?!?!'' demeye bile tenezzül etmem; ama bu elemanlar türkiye'ye konsere gelseler ne yapar eder giderim. muhtemelen gidecekleri tek yer istanbul olur. ağır vasıtalara el eder yine giderim, kamyonunda yüzlerce piliç taşıyan kamyona el eder yine giderim. ya da, ya da gayet medeni bir şekilde kamil koç'tan biletimi alır giderim, deli mi sikti beni de o tür hareketler yapıyorum, nedir yani.
bir müzik grubu, dinleyenlerine hayal kurdurabiliyorsa güzel müzik yapıyor demektir. bu etkiyi üzerimde en çok yapan grup ise eksploğjıns. <3 ha bunları derken gidip herhangi bi albümlerini satın almış değilim. aramızdaki ilişkiye para denen kirli objenin girmesine müsaade edemem. ben onları temiz ve saf duygular içinde seviyorum.
29.4.11
24.4.11
18.4.11
#
# saçlar iyice gitmeye başladı. bioksin şampuan filan azaltıyor dökülmeyi; ama tamamen kesmiyor.
# etanolsüz uykuya dalmakta bir parça zorluk çeker oldum şu sıralar.
# kızılay metrosu, güvenpark, cinnah, meşrutiyet üzerindeki üst geçit gibi birkaç yer var aklımda timelapse yapmak için. 30 saniyelik bir video için en az 1000 fotoğraf çekmek gerekecek gerçi.
# ''koca bir gün nasıl hiçbir şey yapmadan geçirilir'' ... bu konuda özel ders verebilirim. ücret konusunda anlaşırız. öyle saati 75 ama sana 60 olur filan, bu tarz uçmam. 5'li probis olur, muzlu süt olur, kırmızı tuborg olur... umut gönlümün ekmeği, umar ha umar, umar.
# tövbelerimden birkaçını bozdum sanırım. lakin borcumu da baya (baya baya) bi süredir ödüyorum.
''...karıştırmış kaderim
şu gönlümün harcını
yaş döküp ödüyorum
ben bahtımın borcunu...'' eheh.
# türkücü (aslında bu kelimeyi pek sevmiyorum, ozan diyelim) musa eroğlu'na demişler ki: ''televizyonlarda sizi pek göremiyoruz ama çok fazla seveniniz var, ne iş?''
o da demiş ki: ''tereyağının da hiç reklamı yok; ama herkes en çok tereyağını seviyor''
# mutluluğun tanımı 'bir zamanlar' şöyle bir şeydi benim için. şimdilerdeyabenneyse.

pies: aslında ilk iki madde ile beşinci madde arasında sımsıkı, sırılsıklam, apır sapır, kıvıl yavıl, güpür zıpır bi alaka var. ama olmayabilir de.
# etanolsüz uykuya dalmakta bir parça zorluk çeker oldum şu sıralar.
# kızılay metrosu, güvenpark, cinnah, meşrutiyet üzerindeki üst geçit gibi birkaç yer var aklımda timelapse yapmak için. 30 saniyelik bir video için en az 1000 fotoğraf çekmek gerekecek gerçi.
# ''koca bir gün nasıl hiçbir şey yapmadan geçirilir'' ... bu konuda özel ders verebilirim. ücret konusunda anlaşırız. öyle saati 75 ama sana 60 olur filan, bu tarz uçmam. 5'li probis olur, muzlu süt olur, kırmızı tuborg olur... umut gönlümün ekmeği, umar ha umar, umar.
# tövbelerimden birkaçını bozdum sanırım. lakin borcumu da baya (baya baya) bi süredir ödüyorum.
''...karıştırmış kaderim
şu gönlümün harcını
yaş döküp ödüyorum
ben bahtımın borcunu...'' eheh.
# türkücü (aslında bu kelimeyi pek sevmiyorum, ozan diyelim) musa eroğlu'na demişler ki: ''televizyonlarda sizi pek göremiyoruz ama çok fazla seveniniz var, ne iş?''
o da demiş ki: ''tereyağının da hiç reklamı yok; ama herkes en çok tereyağını seviyor''
# mutluluğun tanımı 'bir zamanlar' şöyle bir şeydi benim için. şimdilerdeyabenneyse.
8.4.11
akşam vakti sardı yine hüzünler
bugün ev gene kalabalıktı. annemin eski komşuları vesaire geleceklermişmiş. özetle evden kovuldum, ama kendimi kovan kişi gene kendimdim. öyle. buluşmak istediğim birkaç arkadaşıma ulaşmak istediğimde hepsinin bir özrü olduğunu gördüm. neyse, alışkınım zaten eheh. sonra kızılay'a gittim, ikinci el fotoğraf makinesi satan bir yer var necatibey'de. benim 100 milyona aldığım lense 25 değer biçti herifçioğlu. bu arada son derece uygun fiyata lubitel 166 buldum. o an havadan gelmiş biraz param olsa alabilirdim. öhhhhhmmmm. fotoğraf demişken normal zamanda bulamayacağım birkaç fotoğraflık yer gördüm; fakat çekmeye çalıştığımda makinenin siyah ekranından başka bir şey görmedim. evet bataryayı evde unutmuştum.
sonra aklıma nereden esti bilmiyorum, eski mahalleye (yenimahalle aslında burası ehe) gittim. 12 sene yaşadığımız ve benim 2003'ten beri gitmediğim mahalle. anı ishali oldum, anı sokması yaşadım resmen. çocukluğumun en güzel ayrıntılarını hatırladım sokaklarda boş boş gezerken. saat 5-6 gibi gerçekleşen bu ufak gezinti esnasında mp3 çalarım ''sigaramın dumanına sarsam''ı çevirip durdu onlarca kere.
özet: akşam vakti sardı yine hüzünler
5.4.11
20.3.11
11.3.11
baklavagiller
10.3.11
pls pls pls let me get what i want

-let me kiss you
-heaven knows i'm miserable now
-please please please let me get what i want
herkes dinlediği şarkılardan kendine bir şeyler çıkarır. bunda hiçbir beis yok; ama en azından kendi adıma konuşacak olursam yukarıdaki üç şarkı, yukarıdaki üç morrissey şarkısı tüm hayatımı özetliyor. yani kendimi benden daha iyi anlatan tek kişi o. beni bir morrissey anladı, maalesef o da doğru anladı:/
doğadan sanata

ortaokuldayken öğle 1 gibi eve gelir, direkt ntv'yi açardım spor haberlerini izlemek için. (o zamanlar daha ntvspor yok) haber bülteni ve spor bülteni arasındaki reklamlarda mutlaka olurdu bu müşfik kenter'in sesiyle ''yurtbay seramik ---doğadan sanata'' reklamı. ortaokul bitti, lise bitti, akılsızlık etmesem üniversite bile biterdi; hâlâ bu reklam döner ntv ekranlarında.
''İstanbul’un orta yeri sinema;
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama...''
1.3.11
gereği düşünüldü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












